Diyet ve Beslenme

 

Alzheimer`ı Nasıl Önleriz?

 

Doğru beslenme, sadece fiziksel değil ruhsal sağlığımızı da etkileyen bir faktördür. Ağırlaşan yaşam şartlarıyla göğüslenmesi gereken sorunların artışı hepimizi daha dalgın hale getirirken, kalıtımsal bir hastalık olmasının yanında çevresel faktörlerden de etkilenen Alzheimer hiç olmadığı kadar sık görülmeye başladı. Beslenmeyse, bu durumun önlenmesinde önemli bir nokta teşkil ediyor.

Yapılan araştırmalar, balıkta bulunan omega-3 yağ asidinin, beynin yaşlanmasını yavaşlattığı ve ilerleyen yaşlardaki kavrama, idrak etme ve zeka seviyelerine katkıları olduğunu gösteriyor. Aynı araştırmada, beslenmesinde yağlı balıklara yer veren veya balık yağı alan kişilerin zeka testlerinde %13 daha yüksek puan aldığı ve Alzheimer hastalığının oluşma olasılığının da daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Tüm balıklarda bulunan bu yağ asidi, somon, sardalye, uskumru, ton balığı, palamut, lüfer, hamsi gibi balıklarda daha zengin miktarda bulunmakta. Yapılan bazı araştırmalarsa, doymamış yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınmasına yol açtığı için fast food tarzı beslenmenin, depresyon, Alzheimer ve şizofreni gibi hastalıklara neden olduğunu savunmaktadır. Yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçlarının, hayvan organizmasında değişikliğe yol açmasıyla insanların, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3`ten çok daha fazla tüketir hale geldiği ve bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunlarının ortaya çıktığı düşünülüyor.

Alzheimer ve diğer mental hastalıkların önlenmesi ve gelişimin ilerlemesinde en önemli noktalardan biri olan vitamin ve minerallerden eksiklikleri ortadan kaldırılmalıdır. Özellikle, nörolojik yetersizliklere neden olduğu bilinen ve yaşlılarda sıklıkla karşılaşılan bir durum olan vitamin B12 yetersizliği mutlaka giderilmelidir. Antioksidan vitaminlerin de Alzheimer hastalığının engellenmesinde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Özellikle E vitamini kullanımının yaşlı kadınlarda idrak azalmasını engellediği belirlenmiştir. Bunun yanında, demir ve çinko gibi minerallerin diyette arttırılması da bilişsel fonksiyonların artması yönünden önemlidir. Tam buğday unundan yapılan ekmek B grubu vitaminlerinin de iyi kaynağıdır ki bunlar sinir hücrelerinin iyi çalışması ve beyni etkileyen toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında görev alırlar. Özellikle, B6, B12 ve folik asit, kanda `homosistein` adı verilen bir maddenin yükselmesini baskılayarak, yaşlılarda yaygın olarak görülen bunama ve alzheimer hastalığının oluşmasını önleyebilmektedir. Yeşil yapraklı sebzeler, organ etleri, kavun, portakal, enginar, pancar, brokoli, bamya ve kuru baklagiller folik asitin en zengin kaynaklarıdır. Bir diğer durum da, alzheimer hastalarında beyin plakalarında alüminyumun birikmesidir. Bunun da, bu kişilerin genel olarak kalsiyum ve magnezyumdan yetersiz bir diyetle beslenmelerine bağlı olduğu sanılmaktadır. Süt, peynir ve yoğurt gibi kalsiyum kaynağı besinlerin gençlik yıllarında yetersiz tüketilmesi halinde; beyin plakalarında yavaş yavaş alüminyum birikmekte ve alzheimer riski artmaktadır. Taze meyve ve sebzeler, içerdiği antioksidanlar ve `folik asit` sayesinde beynin yaşlanmasını ve hücre hasarını önlerler.

Beyin gelişimini en çok etkileyen grup olan aminoasitler, yumurta, et, balık, süt, yoğurt, . mercimek, nohut ve fasulye gibi gıdalarda bulunurlar. Ayrıca, tahıl taneleri, fındık, badem, kuru baklagillerde bulunan `inositol`; yumurta ve soya fasulyesinde bulunan `kolin` ve `lesitin`; ette ve süt ürünlerinde bulunan `karnitin` beyindeki sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan kimyasal maddelerin en önemlilerinden biri olan asetilkolin düzeyini destekler. Böylece kişilerin zihinsel yeteneklerini ve hafızasını güçlendirir.

Kalp ve damar hastalıkları, Alzheimer oluşumunu arttırdığı için doymuş yağlardan ve kolesterolden uzak durulmalı ve çoklu ve tekli doymamış yağ asitlerinden zengin besinlerin alımı arttırılmalıdır. Çünkü beyin gelişimi için en önemli beslenme faktörlerinden biri yağlarda bulunan elzem yağ asitleri ve fosforlu yağ bileşikleridir.

Ketojenik diyetler, yani yüksek yağ çok düşük karbonhidrat içeren diyetler, beyinde birçok fonksiyonun bozulmasına sebep olduğundan bu tip diyetler oldukça sakıncalıdır. Vücuda yeterince glikoz sağlanamazsa beyin tam olarak işlevlerini yerine getiremez. Ancak gereğinden fazla tüketilen şeker ve beyaz undan yapılan hamur işleri ve içeceklerin zekâ düzeyini geçici olarak düşürdüğünü de düşünülmektedir. Bu tür gıdalar, kana hızlı biçimde şeker verirken kan şekerinin dalgalanmasına yol açtığından böyle bir ihtimal olasıdır. Yemeklerde veya ara öğünlerde hamur işleri, kremalı tatlılar yerine meyve veya diyetisyeninizin programınıza uygun gördüğü miktarda fındık, badem gibi yiyecekler önerilir. Toksinlerin atılması için yeterince su içilmesi ise ayrıca önem taşır. Yapılan araştırmalarda, Hintlilerde hastalığa çok nadir rastlanması nedeniyle, köri baharatının da Alzheimer’ ın engellenmesinde etkili olabileceği düşünülmektedir.

Beyin ve merkezi sinir sistemi için en zararlı maddeler kurşun, civa, kadmiyum gibi ağır metallerdir. Bu maddelerin bulaştığı gıdaları tüketenlerde özellikle çocuklarda zekâ geriliği, ve davranış bozukluğu gözlenmiştir. Ağır metaller, atık su civarında yaşayan balıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde otlayan hayvanlar veya oralarda yetişen meyve ve sebzelerle vücuda girebilir. Bazı bitkisel kaynaklı ürünlerse kötü hasat, kötü işleme ve depolama sonucu oluşan küflerin ürettiği zehirli `mikotoksin` maddesi de hassas kişilerde psikolojik dengesizliklere, panik atak ve depresyona neden olabilirler. Bu zehirler en çok, küflü buğday, mısır gibi tahıllar, fındık, fıstık, ceviz, incir gibi yemiş ve pul biberde bulunur. Boyar madde, aroma vericileri içeren süt ürünleri, hazır pudingler, meşrubat; tadı artırmak için katkı maddesi monosodyum glutamat (MSG) içeren çorbalar, cips ve et suları da bazı hassas çocuklarda hiperaktivite sorununa, baş ağrılarına, konsantrasyon eksikliği ve depresyona neden olabilmektedir. Et, balık, tavuk gibi hayvansal gıdalar, gerek amino asitlerin, gerekse, demir ve çinko gibi önemli minerallerin çok iyi kaynaklarıdır. Ancak mangalda, dumanda, ızgarada veya kavurma tarzıyla pişirirken yanarlarsa, zehirli maddeler oluştururlar ki, bu maddeler kalp, karaciğer gibi organlar yanı sıra beyin sağlığına da zarar verir. Özellikle yağlı etler ve tavuk kömürleşirse veya ete salam, sucuk yapımında kullanılan nitrat, nitrit gibi kimyasal maddeler eklenmişse, durum daha tehlikeli hale gelir. Bu nedenle, etlerin az yağlıları tercih edilerek haşlama veya fırın yöntemiyle pişirilmesi ve şarküteri etlerinden uzak durulması akıl sağlığı için önemlidir. Hem akıl hem de fiziksel sağlığınızı korumak ve daha kaliteli bir yaşam için lütfen dengeli ve yeterli bir beslenme alışkanlığı edinin, doğallıktan yana olun, ve yaşlılıkta da sağlıklı olabilmek için yatırım yapmaya hemen bugün başlayın..